hakan ozyilmaz

Soyle bir dusunuyorum da ABP’de kitap yazarken, Viesques’te yildizlarin altinda at veya atv tarafindan ezilme korkusuyla yatarken, Mimaras’ta uzerinde piyano calinan turistlere aciyarak bakarken, -cagiz ve leslerle beraberken, Castro sokaklarinda Jon Jonny Jonathan’la titreyerek dolasirken, Fajardo’ya gidişte yolda Erasmus sonuclari aciklanirken, Barinak’ta tef calarken, Jeff’le sisler icinde yururken ya da Serat’la Highland Park’a kahvaltiya giderken ya da cirkin Stein ailesinin en genis omuzlu uyesiyle beraber Union Square civarlarinda aptal bir Kuba filmi izlerken ya da Jenn’le beraber Scott Hall’da Blitzburger yerken ya da Stuff Yer Face’te Horny Hawaiian icerken ya da Berlin koprualti barlarinda Jagerbomb atarken ya da igrenc otesi Senor Frog’ta Woldu (yoksa Seqen mi demeliyim?)‘nun fotograflarini cekerken ya da Moon “No, to the party!” derken yanimda degismeden sabit olarak kalan tek sey vardi: Orhan, Can ve Ceylan. Gerci ne kadar tutarli bir butun oldugun sorgulanir cift karakterliliginden dolayi ama olsun sen tezatlarin adamisin. Bitmek tukenmek bilmeyen enerjin sayesinde ben de Knight Club’a gidecek gucu buldum kendimde. Panik ataklarin ve hastalik hastasi olman beni her ne kadar delirtse de New Brunswick’te kanser oldugun gun cidden uzulmustum ve eger olecek olursan mezarligina gelip su dokecek kadar sevdigimi anlamistim seni. Hatta ‘Olmesen’ diye bir siir bile yazmistim fakat sana verecek gucu kendimde bulamadim. Sonradan anladim ki hayat cidden bitlerden olusur ve 00101100111. Dedim neden tutup su cocugu ensesinden opmuyorsun ya da Orhancan ya naber demiyorsun ya da en kotu kalkip Melina’nin yanina gitmiyorsun. olmaz dedi Inna Chka, burada benimle beraber oturup les sohbetimi cekeceksin. What the fuck is that mean, are you having a sex or are we going to cakbaks dedim. Wow demekle yetindi Big Kev, sanirim Franco’nun facebook profil fotosundan cok etkilenmisti. Kovaya actigimiz delikten bir firt cektikten sonra bedbugli (belki de badbugtir) yatagin uzerine uzandim ve soyle dedim sana: “Iyi ki varsin be kankut, iyi ki tanismisiz, iyi ki gelmisiz buralara kadar, muhabbet etmisiz, gulmusuz, eglenmisiz, etmisiz. Sensiz hic cekilmezdi buralar, oralar, insanlar.” Gozlerin kipkirmizi olmustu, kalkip Space is Only Noise’un sesini kistin ve aynen soyle dedin: Nasil yani, anlamadim?

Yazilikaya’ya ilk defa geldiginde, seni rakiyla tanistirmamla grubumuzda yerini aldin. Ardindan ben bu cocuk iyi birine benziyo bunda isik var diyerek, onem verip hazirladigim Les Equations D’un Danseur’la “yilin en iyi arkadasi” odulunu aldiktan sonra baslayan ve tum hiziyla devam eden olaylar silsilesinde, bestman adaylari listemde emin adimlarla tepeye dogru yukseldin. (Tepeye mi !?, dedigini duyar gibiyim.) Bu mantikli, genelde sakin, kulturlu, eglenceli matematikci cocuk, moron muhendisler grubunun degismeyen bir parcasi olmustu. Ve tarihler 10 Ocak 2012’yi gosterdiginde, bizi ileride gulumseyerek degil, kahkahalar atarak hatirlayacagimiz kocaa 1 yillik macera bekliyordu. Ismini bile telaffuz edemedigimiz bi sehre gitmistik ve indigimiz anda “they’re all Rutgers except this church” faciasiyla karsilasmistik :D Tabi ardindan lior, moon, ThomasSchmit, Sharon Seqen(aka mabuddy)  bigkev, jose dafuq, simon, Jenn, benim golden rail anilarim da cabasiydi. Istanbuldaki sakin,caliskan Hoz gitmis, yerine eglenmesini bilen, surekli rom icen Mark gelmisti. Tabi yinede evinde marshmallow yemek yerine seni partiye cikarmak icin cook dil dokmedim desem yalan olur. Abi ileride bu zamanlari ozliycez evde oturma hadi gidelim diye seni zorladigim “les basement partilerini” bile suan bu yazilari okurken ne kadar ozledigini tahmin edebiliyorum. Tabi bunlarin disinda birde 5-10 yil sonraki memleketimiz olacak olan Francis’teki enteresan anilarimiz(golden gate’in altinda sacma poz verme cabalarin disindaki her sey diyebilirim), portorico’daki mukemmel soforlugum + polis cevirmesi, crazy froglu gece kulubu, mitch, BUNNY, rafine&debora, superman yaniklarin, at basma tehlikesiyle yasadigimiz gerilim dolu sessiz vieques kampi ve yagmur ormanlarini serdarla inletmemiz, lezzetli fajitalarim, mozeralla+domates kahvaltilarimiz, parasizliktan evde oturup metronomy dinlememiz bunlardan sadece bazilari :D Bana gunluk soru limiti koyman, gereksiz rahatligindan dolayi ucaklara ucu ucuna yetismemiz, kanser olma panigindeyken beni takmaman disinda hayatta bir insanin sahip olabilecegi en degerli dostsun cidden. Benim icin yaptigin fedakarliklarin ve bana kattiklarinin haddi hesabi yok. (Benim NY’taki cay festivaline ya da sacma bagimsiz ispanyol filmlerine gitmem seninkilerin yaninda devede kulak kalir.) Amerikadan sonra kisa bi aranin ardindan 1 level daha atlamis daha eglenceli Hoz ile Turati’de basladigimiz Avrupa Reunion’ina “les pazartesileri”, duomo ibadetleri, lezzetli aperativolarla devam ettik. Ardindan Berlin’de 1 haftada 20 defa doner yiyip, aksama kadar uyumaktan gun isigi gormeyip, ucagi kacirma tehlikesine kadar gecelerde eglendik, Stockholm’de HICBIRSEY yapmadan usuyup geri gelip, pariste lugatimiza “cagiz” terimini sokarak, eyfelin birden fazla renkle boyandigini ve sanzelizenin yazilisini ogrenerek birbirimizin kulturune kultur kattik ve avrupa maceramiza son noktayi koyduk. Bunlar bi yana Hakan, sana ne kadar tesekkur etsem cidden az, sen bana cok sey ogrettin, yol gosterdin(bazen fazla guven verip, sonu patlasada :D), her konuda destek verdin, ve en en onemlisi “bu iyi bisey mi kotu bisey mi”, “sabah kacta kalkicaksin”, “neden ki”, “sence ne yapmaliyim” vb. milyonlarca soruya karsi cook sabirli kaldin :D. Bu zamana kadar neyi basardiysam ve ileride neyi basaricaksam hepsinde senin buyuk payin var diyebilirim. Beni kendimden daha iyi tanidigina eminim, o yuzden senin dusuncelerin benim icin her zaman cok degerli. Umarim Amerikalara gidince beni unutmazsinda Ege Çağan’i yazlari sana getiririm, ve de senin kiza aliriz;) Ayrica ileride benden baska senin sacma filmlerine para yatiricak adamda bulamazsin ona gore ;) Iyiki seninle tanismisiz dostum, benim icin bu hayatta kardes boslugunun yerini dolduruyosun. NOT: Ileride olurda corporate fikrini seversen, firmamda senin icin her zaman CSO koltugunu bos birakiyor olacagim.